İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Olan Biten
  3. Ayşe Özyılmazel

Ayşe Özyılmazel


Kısa bir süre sonra yayın hayatına başlayacak yeni dergimiz 46 için ilk albümünün heyecanını yaşayan Ayşe Özyılmazel ile son derece keyifli bir söyleşi gerçekleştirdim. Tıpkı Barış Manço’nun şarkısında söylediği gibi “Dışarısı buz gibi” bir havanın hüküm sürdüğü kapalı bir İstanbul gününde Mehmet Turgut’un ofisinde bir araya geldik kendisiyle. Karşımda tam da yazılarından yansıyan kıpır kıpır, girdiği ortama enerji getiren genç bir kadın duruyordu. Onun enerjisine kapılmamak elde değil bence.

Ofiste yankılanan Foo Fighters ‘The Pretender’ eşliğinde müzikten hayata, yazılarından yeni projelerine birçok konuda konuştuk, yeri geldi favorilerini sordum yeri geldi alışveriş listesinin başında neler olduğunu öğrendim. Hepsini ve şu anda burada yazmayı unuttuğum daha birçok konuyu dergimizde okuyacaksınız, o yüzden daha fazla detaya girmiyorum.:) Hem biraz merak iyidir…

Benim size anlatmak istediğim asıl konu Ayşe Özyılmazel’in kendi adını verdiği ve Mert Ekren ile hummalı bir çalışma sonucunda yayınladığı albümü. Türk pop müziğinde hala sadece 90’lar pop diyen biri olduğumdan yeni çıkan isimlere kanım çabuk kaynamıyor. Son 10 yıl içinde çıkan isimlerden bir elin parmaklarını geçmeyecek kadardır sevdiklerim. Zaten gününün çoğunu Linkin Park dinleyerek geçiren birinden fazla bir şey de beklememek lazım.:) Bu açıdan bakıldığında 46’nın yayın yönetmeni, çok sevdiğim arkadaşım Eren Erdem, “Ayşe Özyılmazel ile röportaj yapar mısın” diye sorduğunda ilk iş gidip kendime bir adet Ayşe Özyılmazel albümü almak oldu. Eve gelip albümü dinlemeye koyuldum hemen. ‘İstanbul’un Kızları’ gibi son derece enerjik, eğlencesi bol bir şarkıyla açılan albüm, yeniden pop müziğe karşı ilgimin artmasına yol açtı. ’18 gündür temizim’ gibi çok kişisel, çok içten bir sözle başlayan ve Yalın’ın imzasını taşıyan ‘İki Sakin’, albümün slowları arasında ‘Sevene Kadar’ ile favorilerim oldu. Bu iki şarkıyı hemen playlist’ime attım; ki bu benim açımdan pek hayra alamet değildir; ama şarkıları çok sevdim. Özellikle ‘Sevene Kadar’ın Teoman-vari havasıyla ilk dinleyişte daha insanı kendine çekiyor.

Tıpkı Sabah Gazetesi’ndeki yazıları gibi son derece kıpır kıpır, hayatın içinden, enerjik, neyse o tavrı albüme de birebir yansımış durumda. Çıkış şarkısı ‘Enerji’nin yanı sıra ‘Pardon’, ‘Evler Yansın’ da ‘ben buradayım’ diyor.

Uzun lafın kısası yazılarını ister sevin ister sevmeyin; ama Ayşe Özyılmazel’in bu albümü dinlenmeyi hak ediyor.

Yorum Yap