1. Ana Sayfa
  2. Festival
  3. MÜZİK BİRLİKTE GÜZEL

MÜZİK BİRLİKTE GÜZEL

Geçtiğimiz haftaların tadı damağımızda kalan festivali Nilüfer Müzik Festivali’ni de yerinde inceleyip eve dönerken bir kez daha müziğin paylaşıldıkça ve birlikte dinlendikçe daha da güzelleştiğine şahit oldum. Bunda tabii ki birbiri ardına verdikleri 10 üzerinden 10’luk konserlerle festivalde sahne alan tüm sanatçı ve grupların payı bir hayli fazla.

MÜZİK BİRLİKTE GÜZEL

Geçtiğimiz haftaların tadı damağımızda kalan festivali Nilüfer Müzik Festivali’ni de yerinde inceleyip eve dönerken bir kez daha müziğin paylaşıldıkça ve birlikte dinlendikçe daha da güzelleştiğine şahit oldum. Bunda tabii ki birbiri ardına verdikleri 10 üzerinden 10’luk konserlerle festivalde sahne alan tüm sanatçı ve grupların payı bir hayli fazla.

Yerli festival takip listeme “Dünyayı sev, geyiği öp, festivale gel” mottosuyla giriş yapan ve ilk senesi hariç 2016 yılından bu yana katıldığım Nilüfer Müzik Festivali, 6-8 Eylül tarihleri arasında bir kez daha Balat Atatürk Ormanı’nda vuku buldu. Bu senenin kendi adıma merakla beklediğim performansları Modeselektor, Roosevelt, Islandman ve daha çok taze izlediğim Ceza, Adamlar, Agar Agar ve Gaye Su Akyol’a aitti. Roosevelt’in festivale damgasını vurduğu Ceza ve Adamlar’ın değil sahneye alana sığamadıkları konserlere imza attığı Nilüfer Müzik Festivali’nden kısa kısa notlarımı aşağıya sıralıyorum.

İlk gecenin ve festivalinin en merakla beklenen konseri kuşkusuz ki Modeselektor’e aitti. Festival arkadaşlarımın büyük bir övgüyle bahsettiği grup maalesef beni pek etkisi altına alamadı. Ya tüm hafta üzeri yol yorgunluğu ya da benim elektronik müziğe mesafeli duruşumdan kaynaklı diyelim ben ilk günkü takdir hakkımı Adamlar’dan yana kullanmayı tercih ediyorum. Birkaç gün önce Zeytinli Rock Festivali sahnesinde headliner olarak izlediğim ve performanslarını çok beğendiğim grup, hem setlist’te yaptıkları değişiklikler hem de ışık dizaynındaki yenilikleriyle benden kocaman bir takdir kazandılar ki konser esnasında Twitter hesabımdan da “müsaadenizle iki saniye @theadamlar  öveceğim! çok değil birkaç gün önce zrf’de izlediğim grup, bu gece bambaşka bir setlist ve ışık tasarımı ile sahnede. tam da yazıda bahsettiğim şey. demek ki çok zor değil iki konser için ayrı ayrı hazırlanmak. abilerine ablalarına güzel örnek” diyerek beğenimi dile getirdim. Zira Adamlar, sadece 4-5 gün önce büyük bir festival sahnesinde konser vermiş ve çokça alkışlandıkları setup’larını Nilüfer Müzik Festivali sahnesine de taşımayı tercih edebilirlerdi. Ancak yaptıkları birkaç değişiklik bile konserlerini başka bir boyuta taşımayı başardı. Yaptıkları işe, sahneye, seyircilerine olan saygılarından ve çalışkanlıklarından ötürü Adamlar üyelerini tek tek kutlamak gerekiyor. Bence Nilüfer Müzik Festivali’ne her anlamda damga vuran konserlerinden birine adlarını yazdırdılar.

Altın Gün’ün muazzam bir enerji patlaması yaşattığı, Gözyaşı Çetesi’nin bizleri evlerinin salonuna konuk etmeyi tercih ettiği Ceyl’an Ertem’in yer yer hüzünlendirip yer yer bağıra çağıra şarkı söylettirdiği ikinci günün olayı daha önce İstanbul’da izleyip de “bende mi bir sorun var, neden hiç havaya girip de konseri izleyemiyorum” dediğim Agar Agar’ın yerinde durdurtmayan konseri, neredeyse her gün sahnede olmasına rağmen enerjisinden zerre kaybetmeyen ve her sahneye çıktığında klasik deyim olacak; ancak devleşen Ceza ve son dönemde izlediğim en iyi konserleri olan mor ve ötesi’ydi. Agar Agar’ı bir kez daha gelse bu sefer gönül rahatlığıyla hiç tereddütsüz izlerim diyecek kıvama gelmişken hemen ardından rotamı çevirdiğim Ceza konseri ile yine bir konser nasıl olmalı, seyirciyle diyalog nasıl kurulmalı gibi başlıkların satır satır karşılığını gördüğüm muazzam şova dahil oldum. Gecenin benim için finali ise mor ve ötesi ile yaparken bu kadar iyi bir konserlerine denk geleceğim aklıma gelmezdi. Art arda konser vermelerine rağmen bu sefer sahnede olan grup, gerçekten o gece sahnede olup şarkılarını performe etmek isteyen bir dörtlü olarak karşımda duruyordu. Kendi adıma mükemmel bir Cumartesi gecesi finali yaptım mor ve ötesi şarkılarıyla. ‘23’ çaldılar, daha ne olsun.:)

Her sene çıtayı bir üst seviyeye çıkarmayı başaran ve bir sonraki yıl için festival katılımcılarının aklını çelen Nilüfer Müzik Festivali’nin son gününde ise biraz punk, biraz dans, biraz rap diyerek sahneler arası dolandık. Rashit bence daha çok konser vermeli, daha çok festival kadrosunda yer almalı diyerek başlıyorum müsaadenizle, zira tam alışırken sahne saatlerinin bitmesi çok hoşuma giden bir durum değil. Hemen ardından ise Islandman’i gördüğünüz her yerde dinleyin demem gerekli ki böylesi performans gerçekten zor bulunur. Çok iyiler, hem de çok! Kendi adıma en eğlendiğim ve dans ettiğim an olabilir. Üçüncü günün en yoğun katılımı ise son ayların flaş ismi Ben Fero konserine oldu. Ancak bu katılımı karşılayan bir performans mı sahnede orası işte tartışılır. Alanın çoğunluğu hep bir ağızdan şarkıları söyledi; ancak Ben Fero’nun sahne için daha çok çalışması gerektiğini düşünmeme engel olamadı bu durum. Ben Fero’nun ardından sahne alan Gaye Su Akyol ve ekip arkadaşları, hem müzikal hem de görsel anlamda kulaklarımızın pasını silmekle yetinmeyip bir güzel de dans ettirdi. Gaye Su Akyol’un sahne üzerindeki enerjisine ayrı bir hayranlığım var ve ne zaman izlesem sahneye kitlenerek izliyorum. Yarattığı atmosfer çok kendine has ve aldığı övgü dolu yorumları da fazlasıyla hak ediyor bu konser performanslarıyla. Gerçekten bulduğunuz yerde dinleyin, izleyin.

Festivalin kendi adıma kapanışını Roosevelt ile yaptım ki böylesi iyi bir performans gerçekten beklemiyordum. Her açıdan dört dörtlüktü. Tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yüzümde bir tebessümle Balat Atatürk Ormanı’na veda ettim, gelecek sene görüşmek üzere diyerek.

Yorum Yap