İlginizi Çekebilir
Sonisphere Festival
  1. Ana Sayfa
  2. Festival
  3. MÜZİK SUSTURULAMAZ
reaksiyion-alkis

MÜZİK SUSTURULAMAZ

Zeytinli Rock Festivali için yola çıkarken aklımda bambaşka sorular vardı; ancak ne zamanki festival ekibiyle bir araya geldim o anda fark ettim ki bu sene katıldığımız bir müzik festivalinden ziyade arka planda ciddi anlamda savaşların verildiği, psikolojik açıdan birbirini her şartta desteklemek için kenetlenmiş olan bir organizasyonda yer almak için alana giriş yapmıştık. Bundan 3 sene önce Vatan Gazetesi için hazırladığım ZRF yazısında Milyon Yapım’ın yaşadığı türlü sorunlar sonrası festivali gerçekleştirmesinin ardından “müzik birleştirir” demiştim; ancak bu sefer bir hafta boyunca gözlemlediğim ve birebir şahit olduğum olaylar neticesinde MÜZİK SUSTURULAMAZ demenin daha doğru olacağı kanısındayım.

MÜZİK SUSTURULAMAZ

Zeytinli Rock Festivali için yola çıkarken aklımda bambaşka sorular vardı; ancak ne zamanki festival ekibiyle bir araya geldim o anda fark ettim ki bu sene katıldığımız bir müzik festivalinden ziyade arka planda ciddi anlamda savaşların verildiği, psikolojik açıdan birbirini her şartta desteklemek için kenetlenmiş olan bir organizasyonda yer almak için alana giriş yapmıştık. Bundan 3 sene önce Vatan Gazetesi için hazırladığım ZRF yazısında Milyon Yapım’ın yaşadığı türlü sorunlar sonrası festivali gerçekleştirmesinin ardından “müzik birleştirir” demiştim; ancak bu sefer bir hafta boyunca gözlemlediğim ve birebir şahit olduğum olaylar neticesinde MÜZİK SUSTURULAMAZ demenin daha doğru olacağı kanısındayım.

Yazının sonunda değil, daha en başında başta Umut Kuzey ve Serkan Fidan olmak üzere tüm Milyon Yapım çalışanlarına bir hafta boyunca festivalin gerçekleşmesi, katılımcıların sevdikleri müzisyenlerle bir araya gelip iyi vakit geçirmeleri için sarf ettikleri insan üstü çaba için kendi adıma ayrıca teşekkür ediyorum. Yaşadıkları sorunların bir benzerini geçmişte çalıştığım bir başka festivalde yaşamış biri olarak içinde bulundukları psikolojiye rağmen her sorumuza yanıt vermeye çalışmaları ve yüzlerinden bir nebze olsun gülümsemelerini eksik etmemeye çalışmaları da ayrı bir takdir konusudur. Sayelerinde bu sene de on binlerce genç müziksever hem daha önce pek de şans vermedikleri isimleri dinleme fırsatına erişti, hem de şarkılarını ezbere bildikleri sanatçı ve grupların konserlerinde hep bir ağızdan şarkılar söyleyip dans etti. Bana da düşen izlediğim, gözlemlediğim Zeytinli Rock Festivali 2019’u dilimin döndüğünce anlatmak.:)

Blogu takip edenler bilir iki sene önceki Kuşadası Gençlik Festivali yazımı “…aynı isimler belki de hep sahnede; ama dikkat ederseniz konuştuğumuz isimler ya sahneleri için çabalayan, neler yapabilirim diye kafa patlatan ya da son derece naif olup tüm samimiyetiyle seyirciyle buluşan sanatçılar.  Ya da seyircinin o anda ne istediğini iyi çözümlemiş isimler. Normal bir bar programına çıkılmadığının, binlerce kişiye kısıtlı bir zaman aralığında seslenmenin farkına varılıp öyle hazırlanılmalı diye düşünüyorum. Setlist’te yapılabilecek bir-iki şarkı değişimi bile bir inceliktir, bir ayrıcalık yaratır.” diyerek sonlandırmıştım. O günden bugüne kadar onlarca konsere gittim, elimden geldiğince festivalleri takip etmeye çalışıyorum ve maalesef çoğu “headliner” olarak tabir ettiğimiz ismin benimle aynı düşüncede olmadığını görüyorum. Yıllardır aynı şarkılar ki sıralamaları bile değişmiyor, neredeyse sahnede aynı hareketler… Biraz kataloğunuza dönüp “hangi şarkılar vardı benim geçmişimde, hangilerini bir gün yüzüne çıkarsam, biraz üzerinde oynayıp yeniden keşfedilmesini sağlasam” demek bu kadar zor olmamalı. Tamam her hafta ayrı bir şehirde sahnedesiniz; ancak gittiğiniz şehirde en çok sevilen şarkınızı size gösteren platformlar varken setlist’inizde bu verilere göre ufak bir değişiklik yapmak gerçekten zor olmamalı. Alttan gelen yeni jenerasyonun çok değil bir ya da iki yıl sonra sizin yerinize headliner olarak sahneye çıktığını gördüğünüz zaman dönüp nerede yanlış yaptık diyecek isimlerin olduğunu artık daha açık şekilde görebiliyorum. Asıl amacın sahnede ne kadar uzun kalabilirimden çıkıp hangi şarkılar, nasıl bir sahne düzeni ve gerekiyorsa nasıl bir şovla sahnede olurum olduğunu sanırım biraz unuttuk.

Bu noktadan bakıldığında Milyon Yapım ekibinin de sahne saatlerini hazırlarken cesur davrandığını da belirtmem gerekiyor. Özellikle festivaldeki favori sahnem olan Kırmızı Sahne’de Adamlar, Pera ve Melek Mosso’nun performanslarını izledikten sonra “neden asıl kapanış ismi olmasınlar ki” diye kendi kendimi sorguluyordum. Kırmızı Sahne’nin diğer headliner’ları Yüzyüzeyken Konuşuruz ve Fatma Turgut için daha önce de ana isimler olmaları gerektiğini düşündüğümden bu tanımlama haricinde tutuyorum. Zira her iki isim de başka bir yere daha gitmenize gerek yok, biz sizi müziğe doyururuz iddialarının altını sonuna kadar dolduruyor.

İşin en heyecan verici kısmı gün içerisinde izlediğim Murder King, Nova Norda, Son Feci Bisiklet, The Madcap ve Dolu Kadehi Ters Tut önümüzdeki festivallerde sahne saatleri açısından daha şanslı isimler haline geleceğine olan inancımın daha da artması oldu. Dilhan Şeşen, Kamufle, Kül ve Aga B ise sahne saati konusunda her ne kadar şanssız olsalar da performanslarıyla bir sonraki festivaller için “bizim yerimiz daha geç saatler” duygusunu seyircilere geçirmeyi başardı ki her üç isim de akşamüzeri saatlerde sahnede olsalardı festival katılımcılarını coşturacaklarını adım gibi biliyorum. Keza Aslı Gökyokuş’un daha geç saatlerde sahne alsa daha büyük bir kalabalığa daha coşkulu bir konser vereceği gerçeğini de yadsıyamayız. Son güne damgasını vuran konserlerden birine imza atan Aslı Gökyokuş, yukarıda bahsettiğim setlist konusunda bir şarkıda tercihi dinleyicilere bırakarak da ayrıca büyük bir alkışı hak etti. Çok ufak bir şey gibi gözükebilir; ancak bu ufacık nüanslar işte birazdan bahsedeceğim isimleri diğerlerinden ayırt etmemize ve bir daha adından söz etmemize yol açıyor. Şahsen ben, bundan sonra katılacağım ilk festivalde eğer Aslı Gökyokuş kadroda yer alıyorsa 20:00’den sonra bir slot’ta kendisini dinlemeyi çok isterim; çünkü hem kendisinin hem de ekibinin hak ettiği saat aralıkları 20:00’den sonrasıdır.

Ancak burada sözü biraz da festival katılımcılarına getirmek gerekiyor sanki. Evet deniz, güneş, kum, eğlence şahane; ama işin aslı müzik değil miydi? Daha az isim, daha kompakt bir sahne yapısı da bir seçenekken 5 gün boyunca önünüze belki de hiç dinlemediğiniz ve gündelik yaşamınızda karşınıza çıkması pek de muhtemel olmayan isimleri bir – iki şarkı dinleme seçeneği sunulmuşken bu fırsatı kaçırmamak için deniz keyfine biraz ara verilemez miydi? Sen ne yaptın peki derseniz? Daha önce hiç canlı izlemediğim ve sahnesini merak ettiğim isimleri dinlemek için erken saatlerde alandaki yerimi aldım. Kimini beğendim, kimini eledim; ancak bir şans verdiğim için de konuyla ilgili rahatım.

Hangi isimler benim açımdan daha ön planda oldu, kimlerin konserlerini sevdim kısmına geçmeden önce her festival ve çoklu konserdeki sıkıntımız cover’a da değinmeden geçemeyeceğim. Aynı setlist sorunu gibi aynı şarkıların tekrar tekrar çalınması da seyircide bir bıkkınlık yaratmıyor değil. Bir festivalde ya da konserde olmasa da bir diğerinde mutlaka aynı gün içerisinde sahne alan sanatçı ve grupların aynı şarkıları cover için tercih etmelerini de oturup ciddi ciddi tartışmamız gerekiyor kanımca. İlla cover yapmak istiyorsanız Türk pop ve Türk rock geçmişinde inanılmaz güzel ve genç jenerasyon tarafından keşfedilmeyi bekleyen şarkılar var, yeter ki biraz zaman ayırıp Spotify, Apple Music ya da fizy’yi bir karıştırın. Karşınıza çıkacak şarkılara yeri gelince kendiniz bile şaşıracaksınız, ben bunu nasıl atlamışım diye.

Gelelim benim için festivalin yıldız isimlerine. Instagram hesabımdan da kısa kısa bahsettiğim üzere herhangi bir sıralama olmaksızın Murder King, Ayben, Cem Adrian, Adamlar, Nova Norda, Mabel Matiz, Aga B, Kül, Duman, Pera, Son Feci Bisiklet, Aslı Gökyokuş, Ceza, Kamufle, maNga, Dilhan Şeşen, The Madcap, Dolu Kadehi Ters Tut ve Pentagram konserlerinin ardından “tekrar çıksalar sahneye, gene izlerim dinlerim” kıvamındaydım. Kısa kısa anlatmam gerekirse; Murder King sahne saatine rağmen hatırı sayılır bir kalabalığı sahne önüne toplamayı başardı ve muazzam bir konsere imza attı. Tamamı kadınlardan kurulu grubu ile ilk kez sahnede olan Ayben’in heyecanına ortak olmak kadar güzel bir an olamazdı sanırım. Sesine hayran olduğum Cem Adrian ve grubu ise bir kez daha kendilerine has düzenlemeleriyle başka boyutlara taşıdıkları şarkılarla kısa ve tadı damakta kalan bir konser sundular bize. Burada ufak bir not düşmek istiyorum; söz konusu cover olduğunda Cem Adrian’ın ve ekibinin yaptığı cover’ları örnek olarak almak gerektiğini düşünüyorum.

Kırmızı Sahne headliner’larından Adamlar, malum mainstream şarkıları ‘Zombi’den çok daha ötede bir yerde olduklarını bir kez daha gösterirken; Son Feci Bisiklet muazzam enerjileri ve şarkı seçimleriyle bir sonraki sene için headliner neden olmasınlar dedirterek sahneden indi. Festivalin en heyecan verici konserleri Nova Norda ve Pera’dan geldi. Öncelik Nova Norda’nın diyerek başlıyorum; sahne önünde kendisini izlerken aklıma gelen tek bir tanım oldu: “Türkiye’de eğer birini Shirley Manson olarak tanımlamamız gerekirse istisnasız bu isim Nova Norda’dır”. Sahne enerjisini ayrı, hazırladığı özel şovunu ayrı sevdim. Şarkılarının konser için yapılan düzenlemeleri de bir o kadar başarılıydı. Sıra geldi Pera’ya.:) Minik bir itirafla başlıyorum; bugüne kadar şarkılarını neredeyse hiç dinlememiştim ve denk geldiğim bir konserleri de olmamıştı. Önce Tolga Akyıldız’ın düzenlediği Açık Sahne’de 4-5 şarkılık performanslarını izledim, sonrasında da Kuşadası Gençlik Festivali’nde doğru düzgün izleme şansına eriştim. Hala şarkılarını çok bilmiyorum; ancak Pera sahneye olan saygısı ve üzerine daha ne koyup ne yapabiliriz konusunda bir hayli çalışmaları nedeniyle takdirimi kazanan isimlerden. Günün sonunda birkaç şarkılarını da öğrenmedim değil. Grup üyeleriyle daha önce yaptığım konuşmalarda Zeytinli için ayrı bir çalışma içerisinde olduklarını biliyordum da sahneyi bir alev topuna çevireceklerine de ihtimal vermiyordum. Hem görsel olarak hem de müzikal olarak Cuma gecesine adlarını yazdırdılar.

Sahne tasarımına olan ayrı özeni ile de bilinen Mabel Matiz de benim en eğlendiğim, en gözlerimi sahneden alamadığım konserlerden birine imzasını attı. Şahsen hem şarkılarını hem de aradaki potpuri kısmını ayrı seviyorum. Bu konuda sanırım çok da objektif olamayacağım. J Ancak hem sahne tasarımı, hem ekibin birbiri arasındaki görsel bağlantı ve Mabel Matiz’in bitmek bilmeyen enerjisi ortaya muazzam bir şov koyuyor. İzlenmesi, dinlenmesi hayli keyifli konserlerden biri olarak notumu buraya düşüyorum. Türk rap’inin en sevdiklerimden Aga B ve Kamufle sahne saatlerinin kurbanı olsalar da performanslarında en ufak bir negatiflik olmadan konserlerini verdiler. Aga B’nin yeni ekibini de böylece yerinde görmüş olduk. Söz rap’ten açılmışken ülkemizin en büyük rapper’ı Ceza’nın tüm festivale damgasını vurduğunu yazmadan geçmek olmaz! Muazzam bir ekip, tek hareketiyle binlerce kişiyi yerinden zıplatan bir frontman; CEZA! Anlatılmaz yaşanır konserlerinden birini daha vererek bizi kendine bir kez daha hayran bıraktı.

Şarkılarını oturup gündelik hayatımda çok dinlemediğim Dolu Kadehi Ters Tut, benim için bir konser grubu. Konserlerindeki enerjilerini hayranlıkla izliyorum, beni Zeytinli Rock Festivali’nde de yanıltmadılar ve en coşturan halleriyle sahnede adım atılmadık yer bırakmamacasına coştular. Naifliği ve sadeliği ile Dilhan Şeşen her dinleyişimde olduğu gibi bir kez daha kendine hayran bıraktırırken The Madcap de hem cover’ları hem de kendi şarkılarıyla son günün dikkat çeken isimleri arasında yer aldı. The Madcap’ten İzgi’nin sırf bu konser için hazırlattığı pantolonunu da ayrı beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim.

Konser performansları böyle iken festivalin en eğlenceli ve dans ettiren anı da Hey! Douglas’tan geldi. Bu tarz festivallerin sanırım en büyük ihtiyacı gecenin headliner konserinden sonra Hey! Douglas gibi gaza getirici ve yeniden enerji yükleyici bir DJ performansına ihtiyaç duyması. Hey! Douglas’ın sunduğu görsel şovla birlikte bol bol dans etmedik diyemeyiz.

Yorum Yap