1. Ana Sayfa
  2. manşet
  3. Ogün Sanlısoy: “Müzik yapma isteği ve arzusu o gün ne ise bugün de aynı”
reaksiyion-alkis

Ogün Sanlısoy: “Müzik yapma isteği ve arzusu o gün ne ise bugün de aynı”

Kariyerinin 20. yılını kutlamaya hazırlanan Ogün Sanlısoy ile bu 20 yıllık serüveni ve 8 Mart'ta yayınlayacağı yeni şarkısı 'Aslında Gülmek Gerek'i konuştuk.

Ogün Sanlısoy: “Müzik yapma isteği ve arzusu o gün ne ise bugün de aynı”

Kariyerinin 20. yılını kutlamaya hazırlanan Ogün Sanlısoy ile bu 20 yıllık serüveni ve 8 Mart’ta yayınlayacağı yeni şarkısı ‘Aslında Gülmek Gerek’i konuştuk.

Klasik soruyla başlayalım, 20 yılı geride bırakırken geçmişe dönüp baktığınızda kariyerinizin dönüm noktaları olarak adlandırdığınız olaylar hangileri?
En öncelikli tabii ki solo kariyerimin başlangıcı olan “Korkma” adlı albümünün çıkış oldu. Uzun uğraşlar vererek ve zor dönemleri atlatarak hazırladığımız bu albüm Ümit Kuzer ve Martin Cru Spence prodüktörlüğünde Virüs isimli, ellerimiz ile hazırladığımız stüdyoda yapıldı. Albümün kaderi pek iyi olmasa da, geniş kitlelere ulaşamamış olsa da, ilk olması ve solo kariyerimin başlangıcı olması açısından, önemli bir dönüm noktası olmuştur.

İlk albümden yaklaşık beş yıl sonra prodüktörlüğünü de yaptığım ve 2004 yılında çıkan  “O Gün” adlı albüm ise başta ‘Saydım’, ‘Pencere’, ‘Ben de Özledim’ ve ‘Bana Bi Sor’ şarkıları ile geniş kitlelere  ulaşma şansı ve Türkiye’nin hemen  her ilinde dinleyici ile konserlerde buluşma imkanı verdi bana. Tüm müzik kanalları ve radyolarında listelere giren şarkılar beni hem çok mutlu etmiştir, hem de bana bu işte devam etme gücü vermiştir. Peşinden gelen “Üç” adlı albüm 2006 yılında Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde hazırlandı ‘Bilmece’, ‘Hadi Beni Güldür’ gibi şarkılarla dinleyici ile bağımız güçlendi. Ardından 2011 yılında prodüktör olarak Volkan Başaran ile  yaptığımız “Ben” adlı albüm ve hemen arkasından 2012 yılında çıkardığımız “Akustik 2012” albümü başta Özlem Tekin ile olan düet ‘Dayanamam’ ve ‘Geçer Zaman’ adlı şarkılarla sert şarkılar yanında daha yumuşak şarkılarımın da olduğunun bilinmesi açısından önemli bir dönümdür. Ve son olarak 2015 yılında yayınladığımız “Sen Uyurken” albümü benim açımdan çok önemli ve sevdiğim bir albümdür. Çok şey öğrenmeme ve tanıdığımı sandığım insanları daha iyi tanımama vesile olmuştur.           

20 yıl önceki Ogün Sanlısoy, böylesi bir kariyeri ve bugünleri tahmin ediyor muydu? Bu uzun yolculukta sizi neler şaşırttı, neler ilk dönemlerinizde hayal ettiğiniz gibi gerçekleşti?
Bugünkü durumu, bu şartları tahmin etmiyordum belki ama yaptığım işin zor bir yerde zor şartlarda olduğunu biliyordum ve müziğe olan sevgim ve uğraşma hevesim çok güçlüydü. Şarkılar yapmak, derdimi anlatmak, hissettiklerimi paylaşmak ve konserler vererek hayatımı bu şekilde kazanmak ve yaşamak konusunda çok net ve istekliydim. Denersem, çalışır ve uğraşırsam da olacağına inancım vardı. Şaşırdığım çok şey oldu diyemem; çünkü solo kariyerim öncesinde yaptığım çalışmalardan dolayı ortamı, piyasayı, ülke şartlarını çok iyi olmasa da biliyordu. Çünkü bazı durumlara çok şaşırılması gerekirken çok normal, normal olması gereken bazı şeylerin çok şaşırılacak şeyler olarak algılandığı bir coğrafyada yaşadığımı biliyordum. Müzik yapma isteği ve arzusu o gün ne ise bugün de aynı… Biraz daha tecrübe ile daha güzellerini yaparız umarım.

Bu süreç içerisinde hiç ‘keşke’niz kaldı mı içinizde? Durup da düşündüğünüzde ‘keşke bunu da yapsaydım’ dedikleriniz var mı?
Olanı ya da geçmişi değiştirmek veya düzeltmek isteği ile keşkem olmadı,  olan olmuş, yapılan seçim yapılmıştır, geriye dönüp değiştirme şansımız yoktur. Fakat geçen seferden edindiğin bir deneyimi, tecrübeyi bir sonra yapacağında kullanmak gibi bir şans hep vardır. Bu da daha iyiye götürür insanı ve yapılan işin sonucunu.

Peki hepsi birbirinden değerlidir; ancak içlerinden en özellerini sorsam… 20 yıllık bu süreç içerisinde yazdığınız sizin için en özel şarkı hangisi ?
Paylaştığım her şarkının benim için özel ve ayrı yeri var gerçekten.

Peki ya bugüne kadar hiç unutamadığınız konser?
Hafızamda çok konser görüntüsü çok konser hatırası var ama artık unutuyorum, hard disk doldu sanırım, arkaya atıyorum, ekip arkadaşlarımla ya da dinleyiciler ile konuşurken falan veya video, fotoğrafları görünce tekrardan hatırlıyorum. Şaka bir yana çok konser var tabii ki…

Pentagram’ı bu uzun yolculukta nasıl konumlandırırsınız? “Akustik” projeyle beraber yeniden bir çatı altında olmak, beraber aynı sahnede dinleyicilerinizin önünde olmak nasıl hissettirdi?
Solo çalışmalarıma başlamadan önce Pentagram’ın solistliğini yapıyordum. O arkadaşlarımdan çok şey öğrendim ve paylaştım. Ayrılık sonrası bile ilişkimiz ve iletişimimiz hiç bitmedi, solo çalışmalarımda da bana çok yardımcı oldular.

30. yıl vesilesi ile yaptıkları akustik albüme beni de davet ettiler ve hem albümde hem konserlerde beraber çalmaya başladık tekrarda. Çok keyifli oldu tabii ki, hatta akustik dışında elektrik konserlere de katılıyorum. Hem eski dinleyicilere eskiye oranla daha iyi şartlarda çalmış oluyoruz hem de yeni katılan dinleyicilerle tanışıyoruz. Ve hala müzik yapıyor olmaları hala yapmayı düşünüyor olmaları bile, ben  dahil çok kişiye umut ve feyz veriyor.           

Kişisel geçmişinizin yanı sıra müzik piyasasındaki 20 yıllık süreci değerlendirmenizi istesem. Neler günümüzde daha iyiyken neleri özlüyorsunuz?
Her dönemin kendine göre şartları, zorlukları veya avantajlı durumları vardır. Her geçen gün özellikle teknolojinin verdiği imkanlarla, müzik üretmek ve bunları insanlarla paylaşmak çok kolaylaştı. Yapmayı istediğiniz şeyi, nasıl yapmanız gerektiğini öğrenebileceğiniz bilgiye ulaşmanız artık çok kolay. Herkes hemen hemen aynı şartlara sahip… Geriye özgün olmak, farklı bir şey sunabilmek ve en zoru kendini samimiyetle, kendin gibi ortaya koymak kalıyor. Çok alternatifin olması bazen aradan sıyrılabilmeyi ve hedef kitleye ulaşmayı zorlaştırıyor, bu da ya beğenilen, tutan bir tarzın kötü taklitlerinin yapılmasına doğru itiyor ya da ilginç ve farklı olma kaygısıyla abartılmış, kısa süre için ilgi çeken fakat sabun köpüğü gibi hızlı yok olan işlerin yapılmasına neden oluyor. Bu da ruhu öldürüyor sanıyorum.

20. yıla özel olarak ‘Aslında Gülmek Gerek’ isimli yeni çalışmanızı yayınlıyorsunuz. Biraz bu yeni kayıttan bahsedebilir misiniz?
Evet, son albümden bu yana şarkılar yazmaya devam ettim. Demolar kaydettim, bunları da grup arkadaşlarım davulda Sertan Soğukpınar, basta Semih Keçeci, gitarda Barış Benice ile paylaştım. Şimdilik 3 şarkıyı hazırlayıp Babajim Stüdyoları’nda kaydettik. Bunlardan ilki ‘Aslında Gülmek Gerek’ adlı şarkı olacak.

20. Yıl için de 12 Mart’ta Dorock XL Beşiktaş’ta özel bir gece düzenleniyor. Bu gecede bizi neler bekliyor, biraz ipucu istesem?
Öncelikle bu gece doğum günüme denk geliyor. Solo kariyerimin 20. yılında sevdiğim dostlarım hem mekanda yanımda, hem bazı şarkılarda sahnemizde olacaklar, yepyeni şarkımızı da o akşam oraya gelen dinleyicilerimize ilk kez çalacağız… Üç heyecanı birden yaşayacağım için çok mutluyum, umarım güzel bir gece olur ve yeni şarkı sevilir.

Önümüzdeki günlerde Ogün Sanlısoy cephesinden neler duyacağız? Yeni bir albüm, yeni konserler, ortak çalışmalar… gündeminizde neler var?
8 Mart itibariyle şarkı tüm dijital platformlarda Babajim etiketi ile yayınlanacak. İkinci şarkımızı da hemen bir ay sonra yayınlamayı düşünüyoruz.

Sonrasında 2019 sonuna kadar 9 ya da 10 şarkı paylaşıp senenin sonunda bunları bir albümde toplayacağız, başta plak olmak üzere dinleyicilerle paylaşmayı düşünüyorum.

Tabii konserler ve festivallere de daha yoğun şekilde devam etmek niyetindeyiz. Bekleriz.

Yorum Yap