İlginizi Çekebilir
İzlemelik
  1. Ana Sayfa
  2. Kritik
  3. The Fighter

The Fighter

The Fighter

Bu film beni rahatsız etti! Özellikle de anne Alice Ward’a o at gözlüklerinden, bencilliğinden dolayı sinir oldum. Bir insan bu kadar mı bencil olabilir, bu kadar mı kör olabilir? Ama maalesef oluyor. Bu tip karakterler hiç de sadece beyazperde de var olan kurgu karakterler değil, tam da yanıbaşımızda var olan, nefes alıp veren tipler. Kendi kafalarında şekillendirdikleri hayatın dışında gelişen olaylar oldu mu hangi şekle bürüneceklerini şaşırıyorlar. Alice Ward da böyle bir karakter. Büyük oğlu Dicky Ecklund’ın eski efsanevi günlerini küçük oğlu Micky Ward ile yaşamak istiyor ve bunun için de Micky’nin hayatının kontrolünü elinde bulundurmaya çalışıyor. İşte tam da bu noktada “aile her zaman sizin için en doğrusunu bilir mi” önermesi gelip yerleşiyor filme.

Ailemiz biz ne yaparsak yapalım hep yanımızdadır; ama bu gözükapalı benimseme ya da tam tersi sen ne kadar tersini yapmaya çalışırsan çalış kendi bildiklerini sana empoze etmeye çalışma durumuna ne diyeceğiz? Kişisel olarak bu konuda abartısız ve istisnasız dünyanın en şanslı insanlarından biriyim. Yaptıklarımı sorgulayan, hatalarımı yüzüme söyleyen ve en dibe vursam, hata üstüne hata yapsam bile yanımda duran bir aileye sahibim. Ama bu demek değil ki her hatamı kabul ediyorlar. Dediğim gibi yaptığım hatanın ne olduğunu ve sonuçlarını da oturup dolaysız bir şekilde anlatan bir ailem var. Fakat Ward ailesi böyle değil. Onlar bir hedef belirlemiş ve Micky’nin de buna uyması bekleniyor: Abisi Dicky’nin bıraktığı efsane günleri geri getirmek. Fakat Micky ne kadar iyi bir boksör olursa olsun, burada da Ward kuralları geçerli; dışarıdan antrenör getirmek yok, hatta arkadaş bile yok! Micky’nin Charlene’e aşık olması bütün hesapları alt üst ediyor. Çünkü Charlene, Ward ailesi için düşmanın ta kendisi! Düşünün baba Ward, önündeki anne ve abi engelini aşıp oğluna ulaşamıyor. Böylesine bir dünyada Micky Ward var olma savaşı veriyor. Sonunda da patlıyor: “Sen benim annem olmadın.”

Bunu bir anneye söylemek ne kadar zordur tahmin edebilirsiniz. Hele bir de önünüzde zamanında büyük bir başarı yakalamış; ancak elindeki fırsatı hunharca harcayıp kendini uyuşturucuya vermiş ama aklı hala o günlerde kalan bir abi ve büyük oğlunun geri döneceği fikrine saplanmış bir anne varken ve akıllarındaki o efsane günleri sizin üzerinizden tekrar yaşamak isterken siz nasıl nefes alabilirsiniz? “The Fighter” aslında tam da bunun hikayesi. Micky Ward’ın sadece boks dünyasında değil, ailesi içindeki varlığını da inşa etme hikayesi.

Micky Ward’ın unvan maçı öncesinde antrenman yaptığı sırada abisinin hapishaneden çıkıp kendisini çalıştırmak için geldiği sahneyi dikkatle izlerseniz ne anlatmaya çalıştığımı anlayacaksınızdır.

Yorum Yap